Herkes için Bilgi

Satranç ve Deha

27.02.2019
Satranç ve Deha
Reklam

Satranç tarihi oldukça eski bir zeka oyunudur. Net bir tarih vermek yerine satrancın kökeni tarihçesi üzerine bir çok yaklaşım rivayet vardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir; Budistler, Persler, Mısırlılar ve Çinliler olmak üzere farklı medeniyetler satrancın tarihçesiyle ilgili farklı açıklamalar yapmıştır. Bunlardan en eskisi ise Mısırda bundan 4000 yıl önce piramitlerde bulunan bulgulardır. Satrancın günümüzdeki formatına ulaşması ise İspanyol Lucena’nın ilk basılı satranç kitabında (1497) kuralları açıklanarak yazılmıştır ve bu şekilde günümüze kadar gelmiştir.

Satrancı tanımlarken oyun ya da hobi gibi kategorize etmek satrancın potansiyelini görmezden gelmek olur bunun nedeni ise satranç tahtasındaki kombinasyonlar taşların fonksiyonları gelişimi gibi temel faktörler olmak üzere devasa bir savaş meydanı ve zihinlerin ayrı bir boyutta buluşması mücadele etmesi olarak tanımlanabilir. Satranç farklı bir boyutun oyunu olduğunu bir çok farklı şekilde bizlere gösterir. Şampiyon dediğimiz zaman genelde aklımıza hep yaşlı bu işe yıllarını vermiş profesyonel kişilere ait bir görüntü canlanır ama bu satrançta böyle değildir.

Bir çok büyük üstatla aynı anda (sekiz profesyonele karşı bir 8 yaşında çocuk oyuncu gibi) oynayarak sahip olduğumuz kalıp yargılarımızı parçalamıştır. Satrancın zeka ile ilgili çok boyutlu bir ilişkisi vardır. Bu boyutlardan birini ele alacak olursak eğer; ”Deha doğuştan mı kazanılır yoksa sonradan edinilebilir mi?” bu soruyla giriş yapmak doğru olur. Tarihte birçok üst düzey niteliklere yetilere sahip kişilikler vardır. Örnek verecek olursak: Nicola Tesla, Albert Einstein, Sigmund Freud gibi birçok tarihi şahsiyeti sıralayabiliriz. Bu kişiliklerin biyografilerini incelediğimizde önümüze çıkan sonuç şu oluyor: Bu tarihi kişilikler, dehalar yüksek bilişsel kapasitelerinin bilincinde olup altını ısrarla çizdikleri önemli bir nokta vardır: Deha olabiliriz, çok zeki olabiliriz ama düzenli ve disiplinli bir çalışma olmadan ortaya bir ürün çıkarmak mümkün değildir.

Satrançta dünya şampiyonu olan kişilere baktığımızda çok büyük bir çoğunluğu satranç turnuvalarında, satranç oyununda büyük çaplı başarılar kazanmalarına rağmen başarılı olmadan önce ve sonra sürekli ve düzenli olarak yaptıkları şey olan düzenli çalışmayı asla terketmemişlerdir. Çünkü diğer önemli dehaların da altını önemle çizdikleri gibi başarı asla stabil değildir ve tek bir değişkenle yani yüksek bilişsel, mental kapasiteye sahip olmakla elde edilmez.

Satrançta bunun pratiğini sergilemiş bir şampiyonun yaşam öyküsünden bahsetmeden bitirmek olmaz. Dahi olmayıp dahi olan, dünya çapında başarılarla dolu bir kariyere sahip olan bu kişi tabi ki Judit Polgardan başkası değil. Babasının onu küçük yaşlardan itibaren satrançla örülü bir dünyaya sokması, babasının aynı zamanda sıkı bir satranç oyuncusu olması gibi birçok faktör onun satrançla çok erken tanışmasını sağladı. Yaşıtlarının aksine hayatında hep satranç oldu. Zaten yapılan röportajlarda sadece satranç oynadığı turnuvalarda sosyalleştiğini onun dışında neredeyse tüm zamanını satranç antrenmanlarıyla geçirdiğini söylemişti. Bu öykü altında yoğun bir bilgi birikimini barındırmakta. Bu o kadar çok faktörlü bir sonuçtur ki birçok bilişsel alana da veri akışı sağlamış beslemiştir.

Pedagoji, eğitim psikolojisi, çocuk gelişimi, zeka, zeka gelişimi gibi sayısını arttırabileceğimiz birçok alan bu olgunun sınırları içerisindedir. Zaten diğer birçok alanda olduğu gibi satrançta da kadınların satranç oynamak için yeterli olmadığı oynasa bile başarılı olamayacağına dair genel bir ön yargı mevcuttu bu kadın şampiyonun başarı öyküsü aslında bir kadının bir satranç oyuncusunun bir çocuğun bir babanın başarı öyküsü…

 

Bu yazıyı beğendiniz mi?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Herkes için Bilgi / Copyright © 2019